31 Temmuz 2009 Cuma

Çevik duvar!

Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda düzensizlik kol geziyor.

Diyelim 2940 TL ödeyip, Fenerium Alt tribün B Blok'tan kombine kart satın alıyorsunuz.

Ve Fenerbahçe'nin ilk ciddi sınavı, Avrupa Kupası maçı için Kadıköy'ün yolunu tutuyorsunuz.

Yeriniz belli, içiniz rahat maçın başlamasına 10 dakika kala stada geliyorsunuz.

Ancak turnikelere geldiğinizde keyfiniz kaçmaya başlıyor.

Kombine kartınız arızalı çıkıyor.

"Eeee ne olacak şimdi?" diyorsunuz

Görevli, Biletix'e gidip, kartım çalışmıyor diyeceksiniz, size bilet verecekler" diyor.

“Yahu kardeşim ben buna 3 bin TL para ödedim. Kulübüm kazansın istedim. Kombine kartını siz verdiniz. Çalışmıyorsa benim suçum ne. Bunu siz düzeltin. Ben yine dışarı çıkacağım, Biletix’te kuyruğa gireceğim. Bileti alıp geri döneceğim. Tekrar aramalardan geçeceğim. Ben eziyet çekmek için bunca parayı ödemedim ki” diye itirazlarınız fayda etmiyor.

Görevliler, “Biz emir kuluyuz” tavrında, hatta dikleniyorlar bile.

Maç başladı başlayacak. Mecburen 5 kat aşağıya inip gişenin yolunun tutuyorsunuz.

O da ne. Upuzun bir kuyruk. Hepsi de kartları çalışmayan kombine sahipleri.

Sinirleriniz iyice bozuluyor. Bu kez sıraya kaynak olanlarla kapışmalar başlıyor. Bağrış çağrış, kavga dövüş. Daha ilk maçta kombine aldığınıza pişman oluyorsunuz.

Neyse bileti alıp stada giriyorsunuz. Maç çoktan başlamış. Neyse ki henüz gol olmamış.

Yeriniz Fenerium Alt A ya da B Blok’un önden ikinci sırasında.

Yani sahayla aynı hizadasınız. Teknik direktör gibi maçı izleyeceksiniz.

O da ne… Biraz sonra Çevik Kuvvet müdürleri önünüze geliyor. Sahayı görmeniz imkânsız. Biraz ses çıkınca onlar foto muhabirlerinin olduğu yere geçiyor.

Tam rahat nefes alıyorsunuz. Bu kez, bellerinde tabancaları alt rütbeden kara giysiler içindeki 6 çevik kuvvet görevlisi önünüze dikiliyor.

Saha kenarındaki özel güvenlik elemanları çaresiz. Dudak büküp, “Ben ne yapayım” diyor. O daha çok korkuyor.

- “Ya çökün, ya da yan tarafa geçin” itirazlarına, çevik kuvvet polisinin ilk cevabı, elindeki telsizin antenini ağzına dayayıp, “sus” işareti” yapmak oluyor.

Bu arada Fenerbahçe’nin golleri yağmur gibi geliyor. Ama siz seyredemiyorsunuz. Çünkü önünüzdeki “çevik duvar” ile cebelleşiyorsunuz.

“Kardeşim ben buraya binlerce lirayı senin sırtını seyretmek için ödemedim” diye çıkışıyorsunuz, polisin cevabı “çok konuşma alırım içeri” oluyor.

“Burası polis devleti mi” sesleri yükselse de çevik polisler pek oralı olmayıp, sahadaki golleri izlemeye devam ediyor.

Siz binlerce lira ödeyip Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’ndan kombine aldığınıza bin pişman erkenden evinizin yolunu tutup, gece golleri televizyondan izliyorsunuz.

Oysa Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine dair yasa ile, 5 Mayıs 2009 tarihinden itibaren polis stat, salon ve spor alanlarının içinde görev alamayacaktı. Statların içinde ateşli silah taşınması yasaktı.

Kısacası, yasa böyle diyor ama Türkiye’de stat dışında düzeni sağlamakla görevli polis, içeride düzensizliğin başrolünü oynuyor. Vatandaşın izleme hakkını gasp edip, tehdit savuruyor.

Tek suçu kombine kart almak olan Fenerbahçe taraftarı da, statta bir yetkiliye ulaşamamanın, derdini kimseye anlatamamanın pişmanlığıyla gece yarısı trafik karmaşasının içinde evinin yolunu tutuyor.


Hürriyet

Avrupa'da Farklı Tarife!



Önce Galatasaray ile başlayalım Avrupa macerasına.Galatasaray tutuk başladı maça hatta ilk 25-30 dakika maçın hakimi Netanya'ydı.26'da Galatasaray kendi silahı olan duran toptan yedi golü.Galatasaray golden sonra kendine geldi ve maçı tek kaleye çevirdi.31'inci dakikada yine kendi silahıyla attı golü ama o ne boşluk öyle Hakan Balta kariyerindeki en rahat kafasını vurmuştur herhalde.Galatasaray 2.yarıya Arda'nın da etkisini koymasıyla hızlı giriş yaptı ve daha 47'de Kewell'la durumu 1-2 yaptı.Golden 6 dakika sonra Sabri çıktı sahneye Arda'nın asistiyle iyi vurdu topa.Zaten Netanyanın vardı sol bekinde bir isteksizlik 2. yarıdaki tüm gollerde ordan geldi zaten.Son gol ise yine Arda'nın kişisel becerisi ile yaptığı ikramı Baros geri çevirmedi ve Galatasaray turu Samiyen'e taşımadan direk işini İsrail'de bitirdi.Maçın en iyisi Arda'ydı.Leo Franco güven verdi ama takıma alıştıkça daha iyi olur.Keita Galatasaray'ın 4-3-3 ünde çok başarılı olur.

Gelelim Fenerbahçe'ye maçın mutlak hakimiydi zaten,Carlos'un sakatlanması derbi öncesi birazda olsa moralleri bozdu Fenerbahçe'de.Guiza iyi sinyaller verdi geçen seneye göre Emre çok çalıştı.Bende diğer arkadaşlarım gibi bekledim Fenerbahçe'nin ne zaman gol yiyeceğini,savunma pekde iyi sinyaller vermedi Fenerbahçe taraftarına Bilica iyiydi de Önder'de soru işaretleri var.Honved sadece kontrataktan 18 numarasıyla gol aradı.Fener'de tur biletini Kadıköy'de koydu cebine.
Türk takımlarına başarılar ileriki turlarda...

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Efsane Geri Dönüyor!

Fazla söze gerek yok Efsane dönüyor,Ferrari'nin yaptığı ''Massa dönene kadar yarış'' teklifini kabul etmiş.

Saldır Karakartal!

Beşiktaş'ımız Barış Kupası'ndaki ikinci maçında Porto ile karşılaşıyor.Yenersek yarı finaldeyiz takım ve Mustafa Denizli bu kupayı çok önemsiyor çünkü ucunda 2 milyon euro var.Eğer yarı finale çıkarsak Süper Kupa'da yedek ağırlıklı kadro ile çıkacakmışız.Maç 23,30 da Futbol Smart'tan naklen.Hayatımda ilk defa 23,30 da maç izleyeceğim canlı olarak hadi hayırlısı.Yarı final için Saldır Beşiktaşım!

28 Temmuz 2009 Salı

Bedelli Askerlik Ödül Mü?

Emre Belözoğlu bedelli askerliğini yapıp Fenerbahçe kampına katıldığı dönem yazmıştım. Sanırım aynı yıl İbrahim Kutluay da vatani görevini yapmıştı. Şimdi tekrarlamak lazım. Çünkü şimdi de Nihat Kahveci uzun ve çok başarılı yurt dışı macerasının ve bedelli askerliğinin ardından Beşiktaş’ın yeni süper starı olarak ülkeye dönüyor. Umarım her seferinde büyük bir inat ve azimle yendiği ağır sakatlıklar bir daha onu bu oyundan koparmaz. Keyifle izleriz.
Bu yazacaklarım bu çok değerli sporcularla alakalı değil kuşkusuz. Olayın genel mantığıyla/mantıksızlığıyla ilintili. Bu üç sporcu diğer birçok Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi onlara tanınan bir haktan yararlandılar. Bunu hak ettiler. Anaların ak sütü gibi helaldir.
Ama dediğim gibi bu işte bir mantıksızlık var.
Bakın! Bu hak ve ödevin genel mantığı yurt dışında çalışanların mağdur olmamasıdır. Ülkede çalışanların çalıştıkları sürece askerlik görevlerini yapmaları durumunda onları koruyan hakları var. Ama yurt dışında çalışanlar için bu geçerli değil. İşlerini kaybedebilirler, kariyerleri ağır yara alabilir. Bu yüzden onlara bir kolaylık sağlanmış. “Parayı ver 28 gün temel eğitimini yap. İhtiyaç olursa seni çağırırız.” Akıllıca.
Yani bedelli askerlik bir ödül değildir. “3 yıl çalış ve bu ödülü al” Hayır böyle değil. Bu düzenleme tamamen bir mağduriyeti önlemeye yöneliktir.
Ama maalesef bu hak şu anki uygulamayla özünden kopmuş durumda. Bu hak bir mağduriyetin önlenmesi değil, bir ödüle dönmüş durumda.
Yurt dışında ne kadar çalışırsan çalış, eğer Türkiye’ye dönüyorsan diğer herkes gibi bu görevini yapmak zorundasın. Türkiye’de çalışmaya başladığın gün diğerlerinden bir farkın kalmaz çünkü. Eğer hâlâ fark var diye bakarsak kamu vicdanı zedelenir.
Dolaysıyla bu düzenlemeyi - şu ana kadar bu hakkı kullanmış olanlar değişiklikten muaf olmak kaydıyla - değiştirmek gerekir.
Mesela: 3 yıl yurt dışında çalışıp askerliğini bedelli olarak yapanlar, sonraki 3 yılda da yurt dışında çalışmaya devam etmeleri halinde bu hakka sahip olmalılar. Eğer ertesi gün, ya da 6 ay sonra ülkeye dönüyorsan geri kalan süreyi de yapmak zorundasın. Paran iade edilir.
Aksi taktirde kamu vicdanı açısından bir sorun olur.
Eğer şu anki uygulamada olduğu gibi bedelli askerliği bir ödül olarak ortaya koyuyorsak, askerliği de bir ceza olarak algılamamız gerekir ki, bu en kestirme ve yumuşak tabiriyle ayıptır.

Mehmet Demirkol

Gerçek Lider!

Evet ondan bahsediyorum.Nihat Kahveci'den Beşiktaş'ın çocuğundan,Mustafa Denizli bu sene ona vermeli saha içi liderliğini,hatta yönetimde Beşiktaş'ın çocuğuna bir jest yapıp kaptanlığı vermeli.Hiçbir Beşiktaş'lı istememezlik yapmaz Nihat'ın kaptanlığını çünkü Beşiktaş'ın yıllardır eksikliğini çektiği saha içi liderini buldu.Takıma katılmasıyla idmanlardada abiliğini göstermeye başlamış.1 kaç gün sonra yazarsam Kaptanlığın hayırlı olsun sakın şaşmayın.İdmanlarda da abiliğini göstermeye başlamış bizim Lider!

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Futbolcular Neler Konuşmuş #1John Terry



''Son zamanlarda benim ve geleceğim hakkında çok fazla spekülasyon çıkarıldı ve ilk olarak bunlara cevap vermek istiyorum. Chelsea’ye her zaman bağlı kaldım ve kalmaya devam edeceğim. Chelsea beni her zaman gururlandırdı ve hiçbir zaman bir yere gitmeyi düşünmedim.Ne zaman bir kulüple isiminiz anılsa veya saygı duyduğunuz bir menajerle, her zaman spekülasyonlar yaratılır ama Chelsea'den ayrılmam hiçbir zaman olasılıklar içinde olmadı.''

26 Temmuz 2009 Pazar

Massa sezonu kapadı!

Massa'nın bu sezon bir daha yarışmayacağı açıklanmış.Zaten Ferrari'de işler yolunda gitmiyordu.Geçmiş olsun Massa.

Siyah ve Beyaz!

Beşiktaş'ımız ilk ciddi sınavını Lyon'la oynadı.Huelva'da öyle bir sıcak vardı ki maç saati tam 37 derece hava böyle oluncada kimsecikler gelmemiş maça tribünlerde 100 kişi var yada yok.Gelelim maça Beşiktaş'ımız sahaya Rüştü,Erhan Güven,Sivok,Ferrari,İsmail Köybaşı,Yusuf,Tello,Holosko,Ernst,Fink,Bobo 11'iyle başladı. Beşiktaş ilk 20 dakika nerdeyse Lyon bize top göstermedi ama ciddi bir gol pozisyonuda yoktu.20.dakikadan sonra maç dengelendi.Beşiktaş bol bol pas yapıyordu.Fink ve Ernst canla başla oynuyor,gözlerimizin üzerinde olduğunu bilen Ferrari kritik müdahelerle bizlere bu sene defansın güvende olduğunun müjdesini veriyordu adeta.İlk yarı karşılıklı ataklarla geçildi.2.yarı ise özellikle Nobre'nin oyuna girmesi sahada bambaşka bir Beşiktaş yaratmıştı,topa hakim pas yapan ataklar bulan bir Beşiktaş vardı sahada.Sağ taraftan kullanılan bir kornerde 3 oyuncumuz boş topa vuramayınca bizde üzülüyorduk Tv başında.69'uncu dakikada ayağında gereksizce topu tutan Tello topu kaptırdı ve Kallström köşeye yaptığı düzgün vuruşla takımını 1-0 öne geçirdi.Golden sonra Beşiktaş bocalamaya başladı.Kallström'ün 77'de kullandığı serbest vuruş direkte patlayınca,Beşiktaş'ta kendine geliyordu.83'te Tello'nun kullandığı kornere önce Sivok kafayı vuruyor direkte patlayan top sonra Nobre'nin önüne düşüyor,Nobre'nin vuruşunu ise çizgiden çıkartıyorlardı.84'te kullanılan kornere ise Nobre çok güzel vuruyor ve Beşiktaş'ımıza beraberliğe getiriyordu.

Bu golden sonra Beşiktaş daha bir istekle bastırıyor gol arıyorduk ama takımda Serdar Özkan sanki maç bitsede eve gitsek havasında oynuyordu.3 e 3 pozisyonda pas yapsa belkide golü bulacağız ama o her zaman yaptığı şeyi çalım atmayı seçiyordu bizede Tv başında saç baş yolduruyordu.Maç bu skorla bitti.

Sıra yeni transferlerin nasıl oynadığında;
Ferrari:Yukarıda da yazdığım gibi savunmada güven verdi bir kaç maç sonra dahada iyi olur.
İsmail Köybaşı:Görevini eksiksiz yerine getirdi,defansınıda iyileştirirse İbrahim Üzülmez gibi efsane olur.
Michael Fink:Ernst ile müthiş bir uyum içerisindeler çok iyi hamleler yaptı.Bana göre Cisse'nin yerini doldurur.
Erhan Güven:Kanat bindirmeleri iyi ama Ekrem Ve İbrahim Toraman'ın aday olduğu sağ bekte ki forma savaşına aday olamaz.
Bir notta Bobo'ya eğer böyle oynayacak ve bize yararı olmayacaksa satalım gitsin.
Bloğumun ilk yazısı hayırlı olsun...